Özet:

5327 sayılı TCK.nun 205 ve 208. maddelerindeki “resmi veya özel belgeyi bozmak, yok etmek ya da gizlemek” suçlarının oluşabilmesi için suça konu bir belgenin içeriğindeki bilgilerin anlaşılmaz, kullanılamaz hale getirilerek ondan fayda- lanma olanağının engellenmesi suretiyle bozulması veya belgenin maddi varlığına son verilerek hak sahibinin ondan yararlanmasının engellenmesi gerekmektedir. Nitekim, belge ortadan kalkınca veya bozulunca bu yararlanma olanağı kalmayacağından failin elde etmek istediği sonuç da gerçekleşecektir. Gerçek belgenin aslı ortadan kaldırılarak veya bozularak sonuç elde edildiğinde suç da tamamlanmış olur. Somut olayda ise, düzenleme yeri ve tarihi yazılmamış olduğundan kambiyo senedi sayılmayıp özel belge niteliğinde olan bononun büyük bir kısmının yırtılmadığı, yırtılan parçaları ele geçirilip yapıştırılması nedeniyle hukuki geçerlilik taşıdığı, bu haliyle özel belgeyi yok etme suçunun tamamlanmayıp teşebbüs aşamasında kaldığına ilişkin mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir….

1- Suç tarihinde taraflar arasında suça konu senedin karşılığı olarak 3000 liraya denk olmak üzere 1800 dolar ödenmesine ilişkin anlaşmaya varıldığı, buna bağlı olarak mahkeme huzurunda 21.10.2010 günlü celsede sanığın 3000 lira ödemeyi teklif ettiği, ancak katılanın faiz ve masraftan bahisle zararının daha fazla olduğu ileri sürülerek kabul etmemesi, CMK.nun 231. maddesinde salt zararın gözetilmiş bulunması karşısında, mahkemece ödeme yeri belirlenerek ödemenin sağlanıp sanık hakkında her iki suç yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanıp uygu- lanmayacağına dair değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması, …

2- Kabule göre de; parada sahtecilik suçunda hükmedilen uzun süreli ha- pis cezası ertelenen sanık hakkında, TCK.nun 53/1-a, b, d, e madde ve fıkralarında yazılan hak yoksunlukları ile birlikte TCK.nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, kendi altsoyu dışında kalan şahıslarla ilgili 1. fıkranın (c) bendinde yazılı velayet hakkı ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi,..

 

 

T.C.
Yargıtay
8. Ceza Dairesi

Esas No:2014/12189
Karar No:2014/13170

Tebliğname No : 8 – 2014/116603
MAHKEMESİ : Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 13/04/2011
NUMARASI : 2009/296 (E) ve 2011/98 (K)
Suç : Parada sahtecilik ve resmi veya özel belgeyi bozmak, yok etmek ya da gizlemek

Gereği görüşülüp düşünüldü:

5327 sayılı TCK.nun 205 ve 208. maddelerindeki “resmi veya özel belgeyi bozmak, yok etmek ya da gizlemek” suçlarının oluşabilmesi için suça konu bir belgenin içeriğindeki bilgilerin anlaşılmaz, kullanılamaz hale getirilerek ondan fayda- lanma olanağının engellenmesi suretiyle bozulması veya belgenin maddi varlığına son verilerek hak sahibinin ondan yararlanmasının engellenmesi gerekmektedir. Nitekim, belge ortadan kalkınca veya bozulunca bu yararlanma olanağı kalmayacağından failin elde etmek istediği sonuç da gerçekleşecektir. Gerçek belgenin aslı ortadan kaldırılarak veya bozularak sonuç elde edildiğinde suç da tamamlanmış olur. Somut olayda ise, düzenleme yeri ve tarihi yazılmamış olduğundan kambiyo senedi sayılmayıp özel belge niteliğinde olan bononun büyük bir kısmının yırtılmadığı, yırtılan parçaları ele geçirilip yapıştırılması nedeniyle hukuki geçerlilik taşıdığı, bu haliyle özel belgeyi yok etme suçunun tamamlanmayıp teşebbüs aşamasında kaldığına ilişkin mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.

Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanık müdafii ile katılanın temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine, ancak:

1- Suç tarihinde taraflar arasında suça konu senedin karşılığı olarak 3000 liraya denk olmak üzere 1800 dolar ödenmesine ilişkin anlaşmaya varıldığı, buna bağlı olarak mahkeme huzurunda 21.10.2010 günlü celsede sanığın 3000 lira ödemeyi teklif ettiği, ancak katılanın faiz ve masraftan bahisle zararının daha fazla olduğu ileri sürülerek kabul etmemesi, CMK.nun 231. maddesinde salt zararın gözetilmiş bulunması karşısında, mahkemece ödeme yeri belirlenerek ödemenin sağlanıp sanık hakkında her iki suç yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanıp uygu- lanmayacağına dair değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,

2- Kabule göre de; parada sahtecilik suçunda hükmedilen uzun süreli ha- pis cezası ertelenen sanık hakkında, TCK.nun 53/1-a, b, d, e madde ve fıkralarında yazılan hak yoksunlukları ile birlikte TCK.nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, kendi altsoyu dışında kalan şahıslarla ilgili 1. fıkranın (c) bendinde yazılı Velayet hakkı ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi,

Yasaya aykırı, sanık müdafii ile katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), 28.05.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir